SES'ten "Uğur" isyanı: "Hastane idaresi suç işlemektedir"

TAKİP ET

SES İzmir Şubesi Dokuz Eylül Üniversitesi sağlık çalışanı  ve İşyeri Temsilcisi Günseli Uğur'un pandemi sürecinde gerçekleştirdiği eylemlerden dolayı sürgün edildiği gerekçesi ile basın toplantısı düzenledi.

Oktay Güçtekin/ SES İzmir Şubesi Dokuz Eylül Üniversitesi sağlık çalışanı  ve İşyeri Temsilcisi Günseli Uğur’un pandemi sürecinde gerçekleştirdiği eylemlerden dolayı sürgün edildiği gerekçesi ile basın toplantısı düzenledi. SES İzmir Şubesi’nde gerçekleştirilen basın toplantısında, Gülseli Uğur’un arkasında olduklarını ve tayinin hukuksuz olduğunu söyledi. Toplantıya bir çok sendikadan da destek gelirken, Gülseli Uğur, İzmir Tabip Odası eski başkanı Funda Barlık Obuz ve KESK dönem sözcüsü Veysel Beyazadam‘da toplantıda konuşma yapan isimler arasında yer aldı. Katılımcılar adına basın açıklamasını SES Şube Eş Başkanı Erkan Batmaz okudu.

“Birçok arkadaşımızı kaybettik”
Konunun sadece kendi özelinde olmadığını belirten Dokuz Eylül Üniversitesi sendika temsilcisi Günseli Uğur, bu süreçte birçok arkadaşlarını kaybettiklerini söyledi. Uğur “Hepimiz sunu biliyoruz Gülseli Uğur bir özne. Sonuçta yükselen bir mücadele varsa buna karşı bir başkanı oluşturulması gerekiyor. Bu sefer ben oldum. Basın metninde özetlendi ama sunu tekrarlamak istiyorum. Ben kendim hemşireyim ve çalıştığımı zamanlarda pandemi bölümlerinde de görev aldım. Bu süreçte birçok arkadaşımızı kaybettik. Birçok can gitti ve ala sağlık çalışanlarını kaybetmeye devam ediyoruz. Bizler üstümüze düşeni yaptık ve yapmaya devam edeceğiz. Sendikal haklarımız var ve bunları kullandık. Biz bu eylemlerimiz sürecinde SES işyeri olarak değil 10 ayrı örgütü bir araya getirdik ve büyük ihtimalle yönetimi en fazla rahatsız eden de budur. Sonuçta bu bana yapılan bir saldırı değildir. Sendikal mücadeleyi yıpratmak için kullanılan bir yöntemdir. Bu görevlendirme adı altında yapılan bir sürgündür” diye konuştu.
 
“Onur duyuyorum”
Gülseli Uğur’un ardından söz alan KESK dönem sözcüsü Veysel Beyazadam ise sendika üyelerinin mücadelesinden onur duyduklarını söyledi. Beyazadam “İktidarın ne yapmaya çalıştığını Gülseli arkadaş özelinde görüyoruz. Bir KESK’li olarak arkadaşlarımın ne kadar doğru bir çalışma yaptığını görüyoruz. Toplumsal yarar adına yaptıkları mücadele adına çalışmalar sonrası bu müdahalelere maruz kalıyorlar. Arkadaşlarımın mücadelesinden onur duyuyorum. Merkezi iktidarın “Sopası” kıvamında bulunan yöneticileri uyarıyorum. Yarın öbür gün bu yaptıklarınızın hukuki olarak sorgulanacaktır. Sürgün hukuksuzcadır.  Sizlerden vicdani kararlar bekliyoruz. Halkların temsilcileri orada görev yaptığınızı hatırlatmak istiyoruz” ifadelerini kullandı.
 
“Gülseli arkadaşımızın yanındayız”
İzmir Tabip Odası eski başkanı Funda Barlık Obuz ise buna karşı çıktıklarını söyledi. Obuz “Biz Gülseli Uğur’un en başından beri yanındayız. Yapılan şey sağlık çalışanlarına karşı yapılan haksızlıkla mücadele etmek için yapıl bir şeydir. Günseli’yi 10 yıldır tanıyorum ve nerede bir haksızlık varsa kendisi hep oradadır. Ancak  KYK ile başlayan dönüşüm, tüm çabalarına rağmen bizleri yıkmaktı. Bunun en somut örneğini pandemi sürecinde yaşadık. Biz buna karşı çıkıyoruz. Bütün baskılara kurumsal ve kişisel olarak karşı çıkıyoruz. Ben İzmir Tabip Odası ve öğretim üyesi olarak bu mücadelenin yanında yer alıyoruz” diye konuştu.
 
Bu bir sürgün
Katılımcılar adına konuşma yapan SES Şube Eş Başkanı Erkan Batmaz mücadeleye devam edeceklerinin altını çizdi. Batmaz ayrıca gerçekleştirilen atamayı “Sürgün” olarak nitelendirdi.

Batmaz’ın okuduğu basın açıklaması şu şekilde;
“Salgının en başından beri olduğu gibi bir yandan salgının en sağlıklı şekilde atlatılması ve bunun için gerekli tüm tedbirlerin uygulanması için mücadele ederken, bir yandan da kendi sağlığımız için, haklarımız için ve emeğimiz için mücadele ediyoruz. limizde de sağlık emekçilerinin yaşamış oldukları sorunların çözümü için haftalardır süren eylemselliklerimiz devam etmektedir. Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi’nde 3 hafta boyunca sağlık emekçilerinin ödemelerinden yapılan kesintilere karşı hastanede devam eden örgütlü 10 bileşen ile eylemselliklerimiz devam ediyordu. Fakat hastane başhekimliği bu süre boyunca çalışanları muhatap alıp taleplerini dinlemek yerine tüm baskıcı yöntemleri kullanarak eylemi sonlandırmaya çalışmıştır. Fakat hastanede çalışan sağlık emekçileri baskıya boyun eğmeyerek mücadeleye devam etmişlerdir. Akabinde 29 Haziran tarihli ve 2020/82 karar No’lu İzmir İl Hıfzısıhha Kurulu toplantısı ile, İzmir’de sağlık kurumlarında her türlü toplantı gösteri, eylem ve etkinliklerin yapılmaması yönünde karar alındığı duyuruldu. Yani İzmir İl Hıfısıhha Kurulu, İzmir’de sağlık emekçilerinin seslerini duyurmasını engellemek için özel olarak toplandı ve karar aldı. Kamuoyu önünde zor duruma düşen hastane idaresi, yaşanan sorunları çözmek, diyalog kurmak yerine hakkını arayan emekçilere soruşturmalar başlatarak, sağlık emekçilerindeki huzursuzluğu arttırmıştır. Sendikaların üyelerine yönelik sendikal ve Anayasal haklarını kullanmalarından kaynaklı olarak tehditlerde bulunulmuştur. Soruşturmanın gerekçesinin dahi gerçekle bağdaşmadığının yanında, izinde olan sağlık emekçilerine eyleme katıldıkları için görev yerini terk etmekten kaynaklı soruşturma başlatması durumu özetlemektedir. 9 Eylül Üniversitesi Hastanesi SES işyeri temsilcimiz Günseli Uğur üç hafta süren eylemselliğin örgütlenmesinde en önde yer alarak eylemin öncülerinden olmuştur. 15 yıldır 9 Eylül Üniversitesi Hastanesinin değişik birimlerinde özveri ile görevini yapmış sağlık emekçisi, bir Hemşiredir. Sendika işyeri temsilcisinin başlıca görevi çalışanların sorunlarını dile getirmesi, bunları gerekli mercilerle paylaşmasıdır. Yine bir sağlık emekçisi olarak halk sağlığı için hem de emekçilerin hakları için üzerine düşen görevini tam olarak yapmıştır. Bir sağlık emekçisi ve sendika temsilcimiz olarak onurumuzdur. Sağlıkçılara verilen sözlerin tutulmaması ve sağlıkçıların alkışlanırken hakkının ödenmediğinin ortaya çıkması, yapılması gereken ödemelerden kesintiler yapılmasının dile getirilmesi hastane yönetimlerini rahatsız etmiştir, hak arayan emekçiye hakkını vermek yerine yanıtı işyeri temsilcimiz Günseli Uğur’ un sürgün edilmesi olmuştur. “
 
“Normal bir görevlendirme olarak düşünmemiz olanaksızdır”
“Görevlendirme adı altında, salgının erken gevşetilen kurallar nedeniyle sönümlenmeden yeniden daha da hızlı yayılmaya başlamış olduğu bu dönemde, bunu normal bir görevlendirme olarak düşünmemiz olanaksızdır. Hastanelerde bu kadar hemşire açığı varken, sağlıkçılarda tükenmişlik zirvede iken geçici görevle hastanelerden personel çekilmesi kabul edilir bir görevlendirme değildir. Buradan uyarıyoruz, Pandemi ile mücadelenin en önündeki sağlık emekçilerine kulak verin. Hakkını arayan sağlık emekçilerini cezalandırmak kabul edilebilir değil. Bir an önce bu hukuksuz işlemden vazgeçilerek, sürgün kararından durdurulmalıdır. Bu kararlar sağlık emekçilerinin iş barışını ve huzurunu bozarak Pandemiyle mücadeleyi sekteye uğratmaktadır. Sağlık ekip işidir... Aylardır Pandemi ile mücadelede özveri ile insanüstü bir çaba gösteren ve artık tükenmişlik yaşayan sağlık emekçilerinin motivasyonu olumsuz etkileyen tüm uygulamalardan vazgeçip taleplerini karşılayın. Sağlıkçılara baskıyı, sürgünü durdurun! Sorunlarına kulak verin. Özlük haklarını verin. Yetersiz personelle çalışmaya dur deyin. Kadrolu güvenceli istihdam sağlayın. Tekrar ediyoruz Günseli Uğur sendikamızın işyeri temsilcisidir ve yapılan bu sürgün işlemi hukuksuzdur. Günseli arkadaşımız sendikal görevlerini yerine getirmiştir. Yapılan bu işlem açık olarak 4688 sayılı sendika yasasının ihlalidir. Hastane idaresi suç işlemektedir. Bu hukuksuz işlem geri çekilene kadar mücadelemizi daha da yükselteceğiz.”