Tunç Soyer'in tutuklanmasına itiraz!
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü yolsuzluk ve usulsüzlük iddiası taşıyan soruşturma kapsamında tutuklanan İzmir Büyükşehir Belediyesi önceki başkanı Tunç Soyer'in tutukluluğuna itiraz edildi.
Egedesonsöz'ün haberine göre İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZBETON AŞ'de taşeron şirketler eliyle yolsuzluk yapıldığı iddiası üzerine yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan İzmir Büyükşehir Belediyesi önceki dönem başkanı Tunç Soyer’in tutukluluğuna itiraz edildi.
Avukatlar Murat Aydın, Özkan Yücel ve Haluk İsmet Köymen tarafından yapılan itirazda Soyer hakkında tutukluluk kararının kaldırılması İzmir 2. Sulh Ceza Hakimliği'nden talep edildi.
Yapılan itirazda şunlara yer verildi:
…
1. Müvekkil hakkında yapılan soruşturmada üzerine atılı suç dolandırıcılık olarak nitelendirilmiştir. Müvekkilin suç sayılan hiçbir eylemi yoktur. İddia makamı tarafından yapılan hukuki nitelendirme nitelikli dolandırıcılık suçuna yönelik olduğundan öncelikle bu suçun hukuki tartışmasının yapılması gerekmiştir.
2. Dolandırıcılık suçunun tanımı, unsurlar ve nitelikli hallerinin neler olduğu öğretide ve yargısal içtihatlarda bir çok kere irdelenmiştir. Türk Ceza Hukukunun 100 yılı aşan süreci boyunca binlerce karara, kitaba, makaleye konu olmuş bu suçun bilinmeyen bir yanı yoktur.
3. Dolandırıcılık suçu ekonomik çıkar amacıyla işlenen suçlardandır. Bu suçun işlenmesi için suç kastı ile hareket edilmesi, failin ekonomik çıkar (maddi menfaat) amacıyla hareket etmesi gerekir.
4. Dolandırıcılık suçu, kasten işlenebilen bir suçtur. Failin suç kastından bahsedebilmek için dolandırıcılık suçunun maddî unsurlarının hepsinin fail tarafından bilinmesi gerekir. Fail gerçekleştirdiği davranışların hile teşkil ettiğini, başka birini aldatıcı nitelikte olduğunu, bu hileli davranışlar sonucunda ve bunların etkisiyle, hileye maruz kalan kişinin veya başkasının malvarlığında bir eksilme meydana geldiğini, zarar gördüğünü ve buna karşılık, kendisinin veya sair bir kişinin malvarlığında bir artma meydana geldiğini bilmelidir. Bu itibarla, fail, mağdurun malvarlığındaki eksilmenin, mağdurun gördüğü zararın kendi hileli davranışları sonucunda meydana geldiğini de bilmelidir.
5. Suçun oluşabilmesi için, failin hileli davranışları sonucunda mağdurun iradesini sakatlaması, sakatlanan bu irade ile maddi çıkar elde edilmesi gerekir. Soyut, basit nitelikteki hile suçun oluşumu için yeterli değildir.
6. Ticari faaliyet kapsamındaki davranışların suç teşkil etmesi için, failin suç kastının ve hileli davranışlarının baştan itibaren olması gerekir. Ticari faaliyet yürütülürken ortaya çıkan aksaklıklar, gecikmeler, geç ya da eksik ifalar suçun değil hukuk yargılamasının, tazminat ya da alacak davasının konusunu oluşturur.
7. Kooperatif usulü ile yapılan yapı işlerinin zamanında yapılmaması ya da eksik yapılması gibi şikayetlerin incelenme yeri ceza mahkemeleri ya da savcılıklar değil hukuk mahkemeleridir. Zira kişilerin ticari faaliyetlerden kaynaklanan hak alacaklarının olması suç işlendiği anlamına gelmez.
8. Müvekkil bakımından belirtilen suçun unsurları söz konusu değildir. Müvekkilin dolandırıcılık sayılacak bir eylemi olmadığı gibi suç kastı ile icra ettiği bir eylemi de yoktur. Kentsel dönüşüm kapsamında yapılan inşaatlar devam etmektedir. Bu inşaatların kimisinin teslim süresi dahi gelmemiştir. İnşaatların geciktiğinden bahisle dolandırıcılık suçu oluştuğunu ileri sürmek hukuk dışıdır. Müvekkilin üzerine atılı suç, unsurları ile oluşmadığından, tutuklama kararı verilmesi için gereken atılı suçu işlediği hususunda kuvvetli şüphe sebebinin varlığı somut delillerin olması koşulu da gerçekleşmiş değildir.
9. Müvekkil 10 yıl Seferihisar Belediye Başkanı, 5 yıl boyunca da İzmir Büyükşehir belediye Başkanı olarak kamu görevi icra etmiştir. Yüz milyarlarca lirayı aşan bütçeler yönetmiştir. Bugüne kadar edindiği tüm mal varlığını görev yaptığı her aşamada hem resmi olarak bildirmiş hem de kamuoyuna açıklamıştır.
10. Müvekkil ve ailesi halen Seferihisar'ın Ulamış köyünün kırsalında 75 metre kare zemine sahip iki buçuk katlı bir evde oturmaktadır. Hayatı boyunca kamu kaynaklarını, doğayı ve insanı korumaya çalışan bir kişi olduğu tüm kamuoyunun malumudur. Kişisel çıkar ya da maddi menfaat Tunç SOYER ile yan yana anılabilecek kavramlar değildir.
CMK'nın 100 maddesi uyarınca tutuklama kararı verilebilmesi için kuvvetli şüphe sebebinin varlığını gösteren somut delillerin yanı sıra tutuklama sebebinin bulunması gerekir.
Tutuklama sebepleri CMK'nın 100/2 maddesinde sınırlı olarak sayılmış olup bu sebepler kaçma ya da delilleri karartma şüphesini gösteren somut olguların ve kuvvetli şüphenin bulunmasıdır.
Somut olayda bu koşulların hiçbirisi gerçekleşmemiştir.
…
Müvekkilimizin tutuklu kalması yasaya ve soruşturma içeriğine aykırı olacağından;
1. İzmir 2. Sulh Ceza Hakimliği'nin 04.07.2025 gün ve 2025/1223 Sorgu sayılı tutuklama kararının öncelikle CMK'nın 268/1 maddesi uyarınca kararı veren Hakimliğinizce incelenerek kaldırılmasını, müvekkil MUSTAFA TUNÇ SOYER'in TAHLİYESİNE,
2. Müvekkil hakkında verilen yakalama, gözaltına alma ve gözaltı süresinin uzatılmasına ilişkin kararlara itiraz edilmiş olmasına rağmen bu itirazımızın değerlendirilmemesi nedeniyle söz konusu itirazlarımız hakkında karar verilmesini,
3. Bu talebimizin yerinde görülmemesi halinde CMK'nın 268/3-b maddesi uyarınca itirazımın incelenmesi için İZMİR ASLİYE CEZA MAHKEMESİ'NE gönderilmesini, İzmir Asliye Ceza Mahkemesi tarafından yapılacak inceleme sonucunda itirazımızın kabulüne karar verilerek, İzmir 2. Sulh Ceza Hakimliği'nin 04.07.2025 gün ve 2025/1223 Sorgu sayılı tutuklama kararının kaldırılarak müvekkil MUSTAFA TUNÇ SOYER'in TAHLİYESİNE,
Karar verilmesini müvekkil adına saygıyla talep ederiz.