Bornova Küçükpark'ta Bornova Emek ve Demokrasi Güçleri KESK İzmir Şubeler Platformu tarafından 'Geçinemiyoruz' eylemi gerçekleştirildi. Eylemde okunan bildiride iktidara istifa çağrısında bulundular
Gerçekleşen eylemde Bornova Emek ve Demokrasi Güçleri KESK İzmir Şubeler Platformu 'Geçinemiyoruz' adlı bildiriyi okuduGeçinemiyoruz bildirisinde, "İnsanca yaşam,emekten yana bir bütçe istiyoruz" çağrısında bulundular.
Gerçekleşen eylemde Bornova Emek ve Demokrasi Güçleri KESK İzmir Şubeler Platformu 'Geçinemiyoruz' adlı bildiriyi okuduGeçinemiyoruz bildirisinde, "İnsanca yaşam,emekten yana bir bütçe istiyoruz" çağrısında bulundular.
Bildirinin tamamı ise şöyle;Geçinemiyoruz
İnsanca yaşam, emekten haktan yana bir bütçe istiyoruz!
Olağanüstü günlerden geçiyoruz. Her gece yarın nelere zam gelecek, eriyen ücretlerimizle nasıl geçineceğiz, kapıya dayanan kara kışı nasıl atlatacağız endişesiyle yaşıyoruz. Her sabah paramızın döviz ve zamlar karşısında adeta pula döndüğü, yoksulluğun ve işsizliğin arttığı bir güne uyanıyoruz. Alım gücümüzün düştüğünü her gün çarşıda pazarda markette yaşadıklarımızla biliyoruz. İşsizliğin arttığı hemen her evde olan işsizlerden özellikle genç ve kadın işsizlerden görüyoruz.
Eylül’den bu yana TL ve dolar karşısında %40 değer kaybetti. Dolar arttıkça gelen zamlarla yoksullaşıyoruz, sırtımızdaki borç yükü de artıyor. Ülkeyi yönetenler büyüme rekorlarından, şahlanan Türkiye’den bahsediyor. Bir avuç sermayedar için, yandaş şirketler için dedikleri doğru olabilir. Ama emekçiler için halk için işsizlik büyüyor, pahalılık artıyor, borçlar kabarıyor, faturalar şahlanıyor.
İktidar emeğe, emekçilere, çiftçilere, esnafa, kadınlara, gençlere, halka karşı adeta ekonomik darbe yapıyor. Göz göre göre sonucunu bildikleri ekonomi politikaları ile emeği ucuzlatıyor, işsizliği güvensizliği arttırıyor, yaşam koşullarını dayanılmaz hale getiriyor.
İktidar ve çevresi bir avuç vurguncu, fırsatçı, rantçı kapitalist dışında hepimiz kaybediyoruz. Biz fakirleşirken onlar zenginliklerine zenginlik katıyor.
Her gün gelen yeni zamlarla temel ihtiyaçlarımızı karşılayamaz olduk. Enflasyon aldı başını gidiyor. TÜİK’e göre %19, seksen dokuz bağımsız araştırmalara göre %50 civarında. Ücretlerimiz enflasyon altında ezildi. Asgari ücret açlık sınırının altında kaldı. Ev kiralayamaz, kiraladığımızı da ödeyemez olduk. Bin bir emekle büyüttüğümüz barınacak yurt bulamıyor, mezun olanlar iş bulamıyor. Başta gençler ve kadınlar olmak üzere işsizlerin sayısı on milyona yaklaştı.
Kadına yönelik şiddet artıyor. Ucuz iş gücü olarak görülen kadın emeği, esnek, güvencesiz taşeron çalışmaya mahkum ediliyor. Kadınlar iş yerlerinde taciz ve baskı ve mobbinge maruz kalıyor.
İşsiz kaldığımızda da İşsizlik Fonundan işsizlik parası alamıyor. Fonu kuşa çevirdiler, para sürekli patronlara aktarılıyor. Ücretlerimiz açlık sınırının altında. Maaşlarımız eridikçe eriyor.
Bu zorlu süreçte TBMM’de hepimizin geleceğini yakından ilgilendiren, 2022 bütçe yasa teklifi görüşülüyor. Bütçede gelirlerin kimlerden sağlanacağı ve kimler için harcanacağı belirleniyor.
Anayasasında sosyal-hukuk devleti yazan ülkelerde oluşturulacak bütçeler ile toplumun ezici çoğunluğu, üreten emekçi çoğunluğu korunabilir.
Ancak, ne yazık ki Türkiye’de yıllardır bütçeler ülke kaynaklarının, emekçilerden, halktan alınan vergilerin sermayeye-patronlara, yandaşlara aktarılmasının bir aracı haline dönüşmüştür. Türkiye vergilerin sermayeye-patronlara, yandaşa aktarılmasının bir aracı haline dönüşmüştür.
Türkiye salgın süresince milli gelirine oranla kendi halkına en az nakdi veren birisi olmuştur. Dolaylı ve dolaysız vergilerle işçilerin-emekçilerin patronundan daha yüksek oranla vergi ödediği bir ülke haline gelmiştir.
Toplumsal cinsiyete duyarsız, eşitsizlikleri arttıran bütçede kadınların ekonomik kaynaklara, kamusal hizmetlere, sağlığa ve sosyal koruma haklarına eşitsizlik erişimi, bakım ve ev içi emeği ile çifte mesaisi bir kez daha göz ardı edilmektedir.
Bizim cebimizden alınanlar, eğitime, sağlığa, sosyal güvenliğe değil, silahlanmaya ve iktidarın destek beklediği silah tüccarı devletlere aktarılmaktadır.
Bizim cebimizden alınanlar, bir avuç yandaşın aldığı beş rakamlı üçer beşer maaşa, itibar adı altındaki şatafata, yandaş vakıflara–cemaatlere aktarılmaktadır.
Oysa bütçe işçiler, emekçiler, işsizler, emekliler, küçük esnaf, çiftçiler, dar gelirliler, yani bu halkın "geçinemiyoruz" diyen büyük çoğunluğun nefes alması için kullanılmalıdır.
Mesele kaynak olmaması değil, iktidarın ve sermayenin tercihleridir. Bize olmayan kaynaklar, silahlanmaya, savaşa, geçiş garantili yol ve köprüler ile hasta garantili şehir hastanelerinin işletmeci müteahhit çetelerine gidiyor. Bize para yok ama silahlara ve patronlara var.
GEÇİNEMİYORUZ
Artık dayanacak gücümüz kalmadı. Bundan ötesi yok! Nefes alamaz hale geldik. Yoksulluğumuzun, işsizliğimizin en önemli nedenlerinden biri öfkemizi, tepkimizi, çığlığımızı duyuramamak! Sessizliğimiz iktidarı daha da çok pervasızlaştırıyor. Bu sessizliğe artık yeter demeliyiz! Emek, Barış ve Demokrasi güçleri olarak, sesimizi daha da yükseltecek, ses olan her yerde ses katacağız.
. İktidar derhâl istifa etmeli, erken seçim kararı alınmalıdır
. Çok acil ve Asgarî olarak çalışanların ücretlerine son beş yılda yaşanan kayıpları telafi edecek zam yapılmalıdır.
. İstihdamı artıracak acil önlemler alınmalıdır.
. Asgarî ücret Ocak ayı beklemeden, insanca yaşayacak bir tutara çıkarılmalı, vergiden muaf tutulmalıdır.
. İşçi ve memurların vergi dilimi %10'da sabitlenmelidir.
. Temel tüketim ürünlerinden vergi alınmamalıdır.
. Mal ve hizmetlere son iki yılda yapılan zamlar geri çekilmeli, denetim sağlanmalıdır.
. Elektrik, doğalgaz ve suyun bir kısmı devlet ve belediyeler tarafından karşılanmalıdır.
. Herkese yaşanabilir bir ücret düzeyinin altında olmamak kaydıyla “temel gelir güvencesi” verilmesi için bütçeden kaynak ayrılmalıdır.
. Kamu hizmetlerinin piyasalaştırılmasına, tasfiyesine ve özelleştirme soygununa son verilmelidir.
. Kamu hizmetlerine ve yatırımlarına bütçeden ayrılan pay acilen arttırılmalıdır.
. Toplumsal cinsiyete duyarlı bir bütçe hayata geçirilmelidir.
. Toplumsal barışı sağlayacak acil demokratik adımlar hayata geçirilmelidir.
. Evrensel sendikal hak ve özgürlüklerle uyumlu, grev hakkıyla tamamlanmış gerçek bir toplu pazarlık sistemine geçilmelidir.
Kısacası bu ülkenin işçileri, emekçileri olarak yarattığımız değerlerin, oluşturduğumuz kaynakların insanca bir yaşamı, insanca çalışma koşulları ve iş güvencesi, parasız kamusal hizmet olarak geri dönmesini istiyoruz.
Gelirde adalet, vergide adalet istiyoruz.
İŞSİZLİĞE, YOKSULLUĞA HAYIR!
EMEKTEN, HALKTAN YANA BÜTÇE İSTİYORUZ!
BORNOVA EMEK VE DEMOKRASİ GÜÇLERİ KESK İZMİR ŞUBELER PLATFORMU















