DİSK'e bağlı devrimci sağlık İşçileri Sendikası, koronavirüs salgını sürecinde Sağlık Bakanlığı'nın 27 Mart'ta yayımladığı genelgeye rağmen özel sağlık kuruluşlarında çalışan sağlıkçıların ücretsiz izne çıkarıldığını ya da düşük ücrete zorlandığını açıkladı. Sendikanın hazırladığı 'Pandemi Sürecinde Özel Sağlık Kuruluşlarında Çalışan Sağlık Çalışanlarının Gerçeği Raporu' na göre özel sağlık kuruluşlarındaki sağlık çalışanların maske zorunluluğu gelene kadar 'hastalar tedirgin oluyor' gerekçesiyle maske takmaları engelleniyor. Yine aynı raporda sağlık çalışanlarının maskelerini kendilerinin temizlediği belirtiliyor. Raporda bu çarpıcı tespit şu cümlelerle ifade edildi: "Özel Sağlık kuruluşlarında Kişisel koruyucu donanım kullanımı ile ilgili sorunlar artık kabullenilmiş. Maske zorunluluğu gelene kadar hastalar tedirgin oluyor diye maske takmaları engellenen sağlık çalışanları çok ciddi bulaş riskine maruz kaldı. Maske satışı yasaklandıktan sonra maskeye erişimde sıkıntılar yaşanmış, bez maskeler ile çözüm sağlanmaya çalışılmış, bu maskelerin temizliği ise çalışanlara bırakılmış durumda. Sağlık bakanı her gün hiçbir sorunumuz yok, hiçbir eksiğimiz yok diyor ancak özel hastanelerde çalışan sağlık çalışanları kişisel koruyucu ekipmana ulaşmakta sorun yaşıyor. Birçok özel hastaneye bazı firmalar maske yardımında bağışında bulunuyor."Raporun diğer tespitleri şöyle:
çıkarılmış veya yarı zamanlı çalıştırılmaya başlanmıştır. Yarı zamanlı çalışmalarda önce yıllık izinler kullandırılmış ardından da kısa çalışma ödeneği ile ücretlerde ciddi kesintiler yaratan çalışma biçimleri başlamıştır. Burada önemli olan sağlık emekçileri açısından dönüşümlü çalışmak bir gereklilik iken özel sağlık kuruluşları açısından bu ihtiyaç bir hak gaspı olarak şekillenmiştir.Özel sağlık kuruluşlarında çalışan sağlık çalışanlarının ücretleri hekimler
dışında asgari ücret ya da bir miktar üzerindedir. Bu çalışma düzeninde sağlık emekçileri salgının tüm riskleri ile çalışmaya devam ederken ücretlerin yarı yarıya düştüğünü ve sigorta primlerinin yarım yatırıldığını görmekteyiz. Kısa çalışma ödeneğine başvuran özel sağlık kuruluşları, sağlık emekçileri üzerinden para kazanmaya devam ederken emeklerinin karşılığı olan ücretlerini ise fondan gelen kısa çalışma ödeneği aracılığı ile ödemektedir.Çalışma süresi, sigorta primi olarak kısa çalışma ödeneğinden yararlanma koşulunu
sağlamayan sağlık çalışanları ise dönüşümlü çalışamamaktadır. Bu her gün işe gitmesi ya da ücretsiz izne çıkarılması anlamına gelmektedir.Bazı özel hastaneler ise salgını fırsata dönüştürmeye çalışmakta, COVİD-19’lu hasta bakmayıp, temiz hastane olduklarını belirten reklamlar yaparak diğer hastanelerin hastalarını “müşteri” olarak görerek kapmaya çalışmaktadır.Covid-19 pandemisinde özel hastanelerin içine düştüğü bu yetmezlik ve acizlik durumu, yıllardır kamu kaynaklarıyla beslenerek büyütülen özel hastanecilik sisteminin ,Türkiye’nin ihtiyaçlarına cevap vermekten ne kadar uzak olduğunu; bütün itirazlarımıza rağmen uygulanan sağlıkta özelleştirme politikalarının toplum sağlığı için ne kadar zararlı olduğunu açık olarak göstermektedir.
"Sağlık emekçileri düşük ücretlerle çalıştırılıyor"
Özel hastanelerde uzunca bir süredir doktorlara şirket kurdurularak hizmet satın alma şeklinde iş gördürülmekte, doktorlar bu şekilde 4857 sayılı İş Kanununa tabi olmadan çalışmaya zorlanmaktadır.Bu nedenle sabit bir maaş alamayan, ancak baktığı hasta, yaptığı işlem sayısına göre özel hastaneye fatura veya serbest meslek makbuzu keserek “hak ediş” üzerinden gelir elde eden hekimlerin gelirleri bugünlerde hızla azalmakta, neredeyse ücretsiz olarak çalışmaya zorlanmaktadırlar. Bu şekilde çalıştırılan hekimler hastalanmaları durumunda ise bütün gelirlerini kaybetmektedir."Covid-19 testi kampanyalı fiyatı 250, hemşirenin ücreti 1621 lira"
Özel hastanelerde 4857 sayılı İş Kanununa tabi olan sağlık çalışanları ücretsiz izneçıkarılmış veya yarı zamanlı çalıştırılmaya başlanmıştır. Yarı zamanlı çalışmalarda önce yıllık izinler kullandırılmış ardından da kısa çalışma ödeneği ile ücretlerde ciddi kesintiler yaratan çalışma biçimleri başlamıştır. Burada önemli olan sağlık emekçileri açısından dönüşümlü çalışmak bir gereklilik iken özel sağlık kuruluşları açısından bu ihtiyaç bir hak gaspı olarak şekillenmiştir.Özel sağlık kuruluşlarında çalışan sağlık çalışanlarının ücretleri hekimler
dışında asgari ücret ya da bir miktar üzerindedir. Bu çalışma düzeninde sağlık emekçileri salgının tüm riskleri ile çalışmaya devam ederken ücretlerin yarı yarıya düştüğünü ve sigorta primlerinin yarım yatırıldığını görmekteyiz. Kısa çalışma ödeneğine başvuran özel sağlık kuruluşları, sağlık emekçileri üzerinden para kazanmaya devam ederken emeklerinin karşılığı olan ücretlerini ise fondan gelen kısa çalışma ödeneği aracılığı ile ödemektedir.Çalışma süresi, sigorta primi olarak kısa çalışma ödeneğinden yararlanma koşulunu
sağlamayan sağlık çalışanları ise dönüşümlü çalışamamaktadır. Bu her gün işe gitmesi ya da ücretsiz izne çıkarılması anlamına gelmektedir.Bazı özel hastaneler ise salgını fırsata dönüştürmeye çalışmakta, COVİD-19’lu hasta bakmayıp, temiz hastane olduklarını belirten reklamlar yaparak diğer hastanelerin hastalarını “müşteri” olarak görerek kapmaya çalışmaktadır.Covid-19 pandemisinde özel hastanelerin içine düştüğü bu yetmezlik ve acizlik durumu, yıllardır kamu kaynaklarıyla beslenerek büyütülen özel hastanecilik sisteminin ,Türkiye’nin ihtiyaçlarına cevap vermekten ne kadar uzak olduğunu; bütün itirazlarımıza rağmen uygulanan sağlıkta özelleştirme politikalarının toplum sağlığı için ne kadar zararlı olduğunu açık olarak göstermektedir.















