Aylin BAYRAM/ İZMİR GÜNDEMİ- Kapılarını 18 Nisan’da Ahmet Ahmet Saygun Sanat Merkezi’nde açan Köy Enstitüleri kitap ve Efemera Sergisi, 15 Mayıs’a kadar sanatseverleri bekliyor. 17 Nisan 1940’da “Köy Enstitüleri Kanunu” ile kurulan ve Köy Eğitim Sistemi’nin özünü oluşturan Köy Enstitüleri, 1954’te çıkartılan bir kanun ile de kapatılmıştı. Türkiye Cumhuriyeti’nin, aydınlanma ve kalkınma projesinin en önemli kurumlarından biri olan Köy Enstitüleri, bu süreç içinde yaklaşık 18 bin köy çocuğunun öğretmen olmasını sağlamış, onların da köylerine dönerek, yapılan binlerce okulda, yüz binlerce de öğrencinin eğitimine ışık tutmuştu. Sergi de dönemin eğitim seferberliğinin birçok örneğinin yanı sıra, yazılara ve talimatlara dönüştürülmüş belgelerini, öğrenci sicil fişlerini, enstitü diploma örneklerini enstitülerden mezun olacak öğretmenler için okul, öğretmen evi, uygulama bahçeleri yapma konusunda köylülerin, belgelere yansımış çabalarını da gösteriyor.

"Köy Enstitüleri Kitap ve Efemera Sergisi’nin nasıl başladığını ve ilhamını merak ettiğimi koleksiyoner Haldun Cezairlioğlu yaşanan süreci, birikimlerini gazetemizle paylaştı.
Köy Enstitülerine ilgisinin nasıl başladığını açıklayan Haldun Cezairlioğlu, “1974 yılında Demirci İlköğretim Okulu’nda okurken, son sınıf öğrencisiydim. O yıl gelen Meslek dersi öğretmenimin çok farklı bir insan olduğunu fark ettik. Sonradan öğrendim ki Aksu Köy Enstitüsü mezunu bir öğretmenimdi. Farklı bir insandı. Onun dersinde ev ödevi olarak Köy Enstitüsü konusunu seçerek bir ödev hazırladım. Kaynak bulmakta sıkıntı çektim fakat yine de kaynağı bir kitapta buldum; Mehmet Başarır’ın Tonguç Yolu kitabıydı…O kitap benim bugünkü nereden baksanız 5000 kitaba, 10 bini aşkın belgeye ulaşan koleksiyona yönetti o küçücük kitap. Aslında ailemde köy enstitüsü mezunu biri yok. Okulumu bitirdikten sonra tahsil için Ankara Siyasal Basın Yüksekokulu’nu bitirdim. Kurumlarda yıllarca bu işi yaptım. Fakat Köy Enstitülerine olan ilgim hiç azalmadı. Köy Enstitülerini inceledikçe, köy enstitülerinin bu ülke için bir ışık, bir umut, bir kaynak olduğunu farkına vardım. Hala da o bilinçteyim. Bu kafa ve bilgi yormuş bütün insanların kanaatinde bu olduğunu düşünüyorum” dedi.

“BİZİM GİBİ ÜLKELERİN ÇIKIŞ YOLUYDU”
Köy Enstitülerinin eğitim anlayışını değerlendiren Cezairlioğlu, “Köy Enstitüleri bizim gibi ülkelerin çıkış yoluydu. Eğitim sistemimizi en iyi ifade etme yoluydu. Çocuklarımızı kısa yoldan öğretmen yapmak, aydın yapmak, mühendis yapmanın en kısa yoluydu Köy Enstitüleri… Köy Enstitüleri eğitim sistemi incelendiğinde söylediğim mesleklerin her birinden çocuklara kazanç sağlanıyordu. Onlar köye gidince adeta birer ziraatçı, hekim gibi karşılanıyordu. Köy Enstitüleri, değişik kurumlarıyla birlikte eğitim sistemi o yıllarda ülkemizi kalkındırmanın yoluydu. Yine de günümüzde de böyle bir okula, mesleğe yönelmiş, meslek yapıcı, çocuklarımıza kısa yoldan mesleğe ulaştırıcı bir yol olarak da önerilebilecek bir sistem olduğu kanaatindeyim” açıklamasını yaptı.

"Köy Enstitüleri Kitap ve Efemera Sergisi’nin nasıl başladığını ve ilhamını merak ettiğimi koleksiyoner Haldun Cezairlioğlu yaşanan süreci, birikimlerini gazetemizle paylaştı.
Köy Enstitülerine ilgisinin nasıl başladığını açıklayan Haldun Cezairlioğlu, “1974 yılında Demirci İlköğretim Okulu’nda okurken, son sınıf öğrencisiydim. O yıl gelen Meslek dersi öğretmenimin çok farklı bir insan olduğunu fark ettik. Sonradan öğrendim ki Aksu Köy Enstitüsü mezunu bir öğretmenimdi. Farklı bir insandı. Onun dersinde ev ödevi olarak Köy Enstitüsü konusunu seçerek bir ödev hazırladım. Kaynak bulmakta sıkıntı çektim fakat yine de kaynağı bir kitapta buldum; Mehmet Başarır’ın Tonguç Yolu kitabıydı…O kitap benim bugünkü nereden baksanız 5000 kitaba, 10 bini aşkın belgeye ulaşan koleksiyona yönetti o küçücük kitap. Aslında ailemde köy enstitüsü mezunu biri yok. Okulumu bitirdikten sonra tahsil için Ankara Siyasal Basın Yüksekokulu’nu bitirdim. Kurumlarda yıllarca bu işi yaptım. Fakat Köy Enstitülerine olan ilgim hiç azalmadı. Köy Enstitülerini inceledikçe, köy enstitülerinin bu ülke için bir ışık, bir umut, bir kaynak olduğunu farkına vardım. Hala da o bilinçteyim. Bu kafa ve bilgi yormuş bütün insanların kanaatinde bu olduğunu düşünüyorum” dedi.

“BİZİM GİBİ ÜLKELERİN ÇIKIŞ YOLUYDU”
Köy Enstitülerinin eğitim anlayışını değerlendiren Cezairlioğlu, “Köy Enstitüleri bizim gibi ülkelerin çıkış yoluydu. Eğitim sistemimizi en iyi ifade etme yoluydu. Çocuklarımızı kısa yoldan öğretmen yapmak, aydın yapmak, mühendis yapmanın en kısa yoluydu Köy Enstitüleri… Köy Enstitüleri eğitim sistemi incelendiğinde söylediğim mesleklerin her birinden çocuklara kazanç sağlanıyordu. Onlar köye gidince adeta birer ziraatçı, hekim gibi karşılanıyordu. Köy Enstitüleri, değişik kurumlarıyla birlikte eğitim sistemi o yıllarda ülkemizi kalkındırmanın yoluydu. Yine de günümüzde de böyle bir okula, mesleğe yönelmiş, meslek yapıcı, çocuklarımıza kısa yoldan mesleğe ulaştırıcı bir yol olarak da önerilebilecek bir sistem olduğu kanaatindeyim” açıklamasını yaptı.













Haldun harikasin seninle gurur duyuyoruz..Gelecek kuşaklara ölumsüz bir eser bırakıyorsun... Tekrar kutluyorum..sevgilerimle