Aylin Bayram - İZMİR GÜNDEMİ/ 1989 yılında Turizm Bölgesi ilan edilen ancak o günden bu yana imar problemi çözülemeyen İnciraltı Bölgesinin imara açılmasına yönelik TBMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu açıklamalarda bulundu. İnciraltı’nda yapılan umut tacirliği ve rant politikalarına tepki gösterdiler. İKK sekreteri Aykut Akdemir İzmir kentine değer veriyorlarsa yeşili yok etmeden imara açılması gerektiğini vurguladı.
İKK sekreteri Aykut Akdemir: Yeşilden yana fakir olan bir kentten bahsediyoruz. Bir daha hatırlatmak istiyoruz. Amacımız koruma amaçlı imar planları yapmaktır. İnsan odaklı imar planları yapmak oldukça önemlidir. Bugün İzmir kentine değer veriyorlarsa beton alanlarını yeşili yok etmeden yapmalılar.
İNCİRALTI’NDA YAPILAN UMUT TACİRLİĞİ VE RANT POLİTİKALARI İLE AKCİĞERLERİMİZ KURUTULAMAZ
TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu olarak; kamuoyuna İnciraltı Bölgesinin imara açılmasına yönelik taleplerin hayata geçirilmesine yönelik ilk işaretlerin verilmekte olduğu süreci hassasiyetle takip ediyoruz.
Bölgenin yıllardır çözümsüz bir leke olarak kaldığı, bölgedeki arazi sahiplerinin mağdur olduğu, bölgede tarımın yapılamaz durumda olduğu, bahçelerin kuruduğu, yeraltı sularının tuzlandığı, seracılığın para kazandırmadığı gibi her türlü gerekçenin oluşturulduğu ve devlet büyüklerinden pankartla yardım istendiği bir süreci geride bırakmanın ardından son olarak, İl Toprak Koruma Kurulu tarafından 23.09.2020 tarihinde alanın yapılaşmaya açılmasının dayanağı olan ve “tarım dışı amaçla kullanılabilir” görüşü veren karar oy çokluğuyla alınmıştır.
TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu olarak bir kez daha ifade ediyoruz;
“Bu Bölge 2006 yılından beri politikacılar tarafından yöre insanına umut tacirliği yapılarak, arazilerinizi imara açacağız sözleri verilerek, oy simsarlığının sonucu olarak bu günlere gelmiştir. Bu bölge son yıllarda arazi sahibi olup ben buraları imara açtırırım diyerek yöre halkını inandıranların yüzünden bugünlere gelmiştir.”
Bilindiği gibi, İnciraltı, Üçkuyular Vapur İskelesinden başlayan ve Bahçelerarası mahallesini de içine alan yaklaşık 7000 dekarlık “yoğun tarımsal faaliyetin yapıldığı” alandır. Bu alandaki tarımsal faaliyetler arasında; narenciye bahçeleri, örtüaltı (sera) tarımı ve çeşitli meyve bahçeleri yer almaktadır. Kentimizin batı gelişme aksında bulunan ve doğal, kültürel ve ekonomik anlamda önemli değerler içeren İnciraltı, kentimizin en önemli açık ve yeşil alan olma özelliğine sahip bölgesi konumundadır. Dolayısıyla adı Koruma Amaçlı olup yapılaşmaya ve betonlaşmaya onay veren plan kararlarının değil; bugün ve gelecekte İnciraltı’nın özelliklerini ve geçmiş ile ilişkisini koruyan ve süreklilik gösteren planlama kararlarının yaşama geçirilmesi önemlidir.
İlk defa 9-12 Kasım 2006 tarihlerinde İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen ve Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi'nde yapılan ''İnciraltı’nın Geleceğini Birlikte Kuralım'' toplantısı ile gündeme taşınmış, ardından 2007 yılında başlayan EXPO-2015 adaylığı sürecinde bölge sağlık turizmi amaçlı planlanmak istenmiştir. Hâlbuki alan özellikle “sağlık” temasının işleneceği Expo 2015 organizasyonunun, insan ve çevre sağlığını gözeten ve bunun gereğini yerine getirebilecek nitelikte bir alan olması gerekirken, İnciraltı’nın aday gösterilmesi temanın kendisiyle ters düşmüştür.
Ardından tüm bu uyarılara rağmen İnciraltı bölgesine ilişkin Turizm Merkezi ilanı sonrası onaylanan, alanın ve çevresinin doğal niteliklerini, tarımsal niteliğini, doğal sit olma özelliğini yok sayan, şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına aykırı olan, kamu yararı içermeyen Toprak Koruma Kurulu Kararı ve çok sayıdaki mekânsal plan Odalarımız tarafından açılan davalar sonucunda iptal edilmiştir. 2012 yılında tamamlanan dava süreciyle de bölgenin tarımsal amaç dışında kullanılamayacağı tescillenmiştir.
2020 yılında geldiğimiz noktada ise yine bölgenin sağlık turizmi amaçlı planlanmak istendiği önce kamuoyuna ısıtılarak getirilmiş, bölgenin çözümsüz ve atıl bir alan olduğu, tarımsal aktivitelerin yapılamadığı, tarımsal özelliğinin yitirildiği, hatta bölgede binlerce yıldır var olan jeotermalin tarımı bitirdiği, kaçak yapılaşmaya açıldığı gibi hiçbir bilimsel temele dayanmayan gerekçeler ile kamuoyu yaratılmaya çalışılmış, bunun içinde kamu kurumlarının görüşleri olduğu öne sürülerek siyasi bir ortam oluşturulmuş ve en sonunda Çevre Şehircilik Bakanlığı tarafından Koruma Amaçlı İmar Planı yapılması amacıyla planlama süreci başlatılmıştır.
Bilinmelidir ki; Koruma Amaçlı İmar Planı ile ortaya getirilen süreç bölgenin tarımsal ve doğal özelliklerinin korunmasına yönelik bir planlama yapılacağı anlamına gelmemektedir.
Bu açıklamaların yapılmasını getiren süreci yürütenlerin asıl amacı; sadece arazilerinden daha fazla para kazanarak rant elde etmek istemeleridir. Ancak bu kişiler isteklerini bilimsel temellere dayandırmalıdır.
Bu bağlamda; Tarım, doğa, planlama, mühendislik bilimi görmezden gelinerek turizm odaklı rant hedefi ile İzmir için eşsiz bir değer olan İnciraltı’nın tahribine izin verilemez. Bir alanın tarım dışına çıkarılması kanunlarda belirtilmiştir. Sadece bölgede alternatif bir alanın olmaması ve kamu yararı olması gerekçeleri ile tarım dışına çıkarılabilir. Yapılan iş ve işlemler yürürlükteki yasalara göre hiçbir şekilde uygunluk göstermemektedir. Bölgede yapılmak istenen Koruma Amaçlı İmar Planı için alternatif alan çalışması yapılmamıştır. Yapıldığı takdirde bölgenin güneyinde bu tür tesislerin varlığı ve genişleyebileceği potansiyel alanlar olduğu görülecektir. Bölge için tarım dışı kullanıma dönük henüz alınmış bir “Kamu Yararı Kararı” yoktur. Buna karşın belli bir kesimin faydalanmasına yönelik turizmin kamu yararı sayılması bölgenin tarihsel geçmişine, bilimsel ve sosyolojik kriterlerine de aykırıdır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında ve Toprak Koruma Kanunda mevcut tarımsal alanların üretim özelliklerini korumak ve iyileştirmek devletin ve kurumlarının sorumluluğu olarak tanımlanmaktadır. 2006 yılından bu yana tarımsal bir alan olan bölgede tarımı etkileyecek uygulamaların yapılmasına izin verenler ve bölgenin toprak özelliklerinin iyileştirilmesi için görevlerini yerine getirmeyenler için de sürecin özel olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Siyasilerden beklenen kendi istekleri doğrultusunda kamu kurum ve kuruluşlarının görüşlerini yorumlamamaları ve halka beyanat verirken de çarpıtmadan sunmalarıdır. Tarım İl Müdürlüğü’nün bölgedeki tarımsal faaliyetler ile yaptığı çalışmalar sürekli olarak kurumun kendi haber ve paylaşımlarında görülmektedir. Marjinal Tarım Arazisi olarak sınıflandırılan bölge uluslararası anlaşmalarla koruma altına alınmış sulak alan olan Doğal Sit Alanıdır. Bu çalışmalar varken “Tarım İl Müdürlüğü’de yarısını Marjinal Tarım Arazisi olarak tanımlamış” gibi hatalı beyanatlar vermek kurumların güvenilirliğini sarsmaktadır. Öte yandan bir talebin İl Toprak Koruma Kurulu tarafından gündeme alınabilmesi için arazinin ya Büyük Ova sınırları içerisinde olması yada Mutlak-Dikili-Özel Ürün Arazisi olması gerekmektedir. Büyük Ova dışındaki Marjinal Tarım Arazileri zaten gündeme alınmadan ilgili bakanlık tarafından doğrudan uygun görüş verilmektedir.
Yeşil alan bakımından sıkıntılı olan İzmir için vazgeçilmez bir yeşil alandır
İnciraltı Türkiye’nin 3. büyük kenti olan ve yeşil alan bakımından sıkıntılı olan İzmir için vazgeçilmez bir yeşil alandır. Alanda yapılacak her müdahale bölgenin bütünsel koruma anlayışından uzaklaşılarak bitişiğinde bulunan İnciraltı Kent Ormanı ve İnciraltı lagünü için bir tehdit oluşturacaktır. Bölgedeki sulak alanlar (lagünler) su dengesini koruyan birer tampon niteliği taşımaktadır. Bu hassas dengenin yapılaşma ile daha çok bozulacağı bir gerçektir. Bu durumda olası baskınlar bölge için ciddi tehdit oluşturacak noktaya gelecektir.
Kültürpark için “Koruma Amaçlı İmar Planı”
Ülkemizin ve İzmir kentinin tarih, ekonomi, kültürel ve sosyal yapısı üzerinde son derece önemli izler bırakan Kültürpark, doğa ile kültürün iç içe geçtiği vazgeçilemez bir kültürel mirastır. 420 000 m2’lik bir alana kurulu olan ve 200 000 m2’lik yeşil alana sahip Kültürpark’ta, 136 türe ait 7724 adet bitki varlığı yer almaktadır. İzmir’in en önemli yeşil alanı olan Kültürpark’ın ekolojik işlevlerinin de ayrıca vurgulanması gerekmektedir. Kültürpark, Dünyamızın son yıllarda karşı karşıya olduğu tehditlerden birisi olan iklim değişikliği ile mücadelemizde Kentimiz için önemli bir doğal yutak durumundadır. Kültürpark; Kent merkezinde kalan bir ‘kent parkı’ olarak , kendi içinde ve yakın çevresinde oluşturduğu mikroklima ile kent iklimi üzerinde olumlu etkilere sahiptir.
KÜLTÜRPARK İZMİR’İN YAŞAM ALANIDIR…
İzmir’in kent merkezinde yer alan doğal ve tarihi sit statüsüne sahip en önemli kent parkı olan Kültürpark’ın,bizden sonra ki nesillere korunarak aktarılması için 2014 yılından bu yana kentimizin meslek odaları olarak ; diğer STK’lar, Platformlar ve İzmir’liler ile birlikte önemli bir mücadele yürütüyoruz…
TMMOB’ a bağlı meslek odalarının ve İl Koordinasyon Kurulumuzun uzun yıllar içerisinde gerçekleştirdiği çalıştaylar ve hazırladığı raporlarda, Kültürpark’a ilişkin bilim ve teknik ışığında tüm değerlendirmelerimiz, karşı olduğumuz planlama ve uygulamalar, Kültürpark’ın geleceğine yönelik beklentilerimiz açık bir şekilde yer almış, ilgili idareler ve kamuoyu ile de paylaşılmıştır.
Sn Tunç Soyer’in İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olarak göreve başladığı çalışma sürecinde; ilgili Meslek Odalarımız ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Bürokratlarından oluşan çalışma gurubu her hangi bir ön koşul olmaksızın çalışmalarına başlamıştır. Bu çalışmalar kapsamında Kültürpark’ın korunabilmesi için en önemli bileşen olan“Koruma Amaçlı İmar Planı”nın hayata geçirilmesi çalışmaları halen yürütülmektedir. Çalışma kapsamında eksik görülen bilimsel veri ve analizlerin tamamlanması konusunda çalışma grubu tarafından ortak karar alınmış ve bugün gelinen aşamada söz konusu çalışmaların tamamlanması beklenmektedir. Bilimsel veri ve çalışmaların tamamlanmasının ardından “ekolojik hassas bir bölge” olan Kültürpark’ın“Koruma Amaçlı İmar Planı”nın yapılması çalışması yine ilgili Meslek Odalarımızın içerisinde yer aldığı bir süreçte yürütülecektir. Kültürpark’a Koruma Amaçlı İmar Planı tamamlanana kadar da hiçbir müdahalede bulunulmamalı, bu süreçte alanın zarar görmeden korunması sağlanmalıdır.
Bunun aksi bir durum Kurulumuzca kabul edilmeyecektir. Bu görüşlerle birlikte 2014 yılında İzmir İl Koordinasyon Kurulu olarak yapmış olduğumuz basın toplantısında dile getirdiğimiz aşağıdaki hassasiyetlerimizin aynı şekilde devam ettiğini ve hassasiyetlerimizin giderilmediği bir çözümün paydaşı olmayacağımızı bir kez daha vurguluyoruz;
Kültürpark’a yapılacak aşırı yüklemeler doğal ve tarihi yapısının çökmesine neden olacağından bu yaklaşımlardan vazgeçilmelidir.
İzmir’in kongre ihtiyacı, daha önceden, Yeni Kent Merkezi olan Bayraklı’da öngörüldüğü şekliyle karşılanmalıdır. Kültürpark içerisinde yeni bir kongre merkezi alternatifinin oluşturulmak istenilmesi İzmir’in planlı gelişiminin önünde engel oluşturacağı bilinmelidir.Kültürpark alanının tarihi süreç içerisinde edinmiş olduğu fuar, yeşil alan, rekreasyon, kültür ve tarihi işlevlerine sadık kalınmalıdır. Ayrıca, kurulduğu günden bu yana gelişen açık hava müzesi niteliği ve dolayısıyla kazandığı eğitim işlevi mutlaka desteklenmelidir.
Kültürpark alanının kültürel değerlerini taşıyan mevcut işlevlerinin sürdürülmesinin devamlılığı sağlanmalıdır.Kültürparkta, kesinlikle yoğunluk artırıcı her türlü müdahaleden kaçınılması gerekmektedir.
Kültürpark’a kapalı otopark haricinde zorunlu durumların dışındaki resmi veya sivil araçların girişi ve belediyelere veya diğer kurumlara ait araçların bu alanı otopark olarak kullanması engellenmelidir. Hatta mümkünse yeraltı otoparkının araç giriş-çıkışları da yaya sirkülasyonunu kesmeyecek şekilde revize edilmelidir.
Kültürpark’ın hassas ekolojik yapısı mutlak korunmalıdır. Kentimizdeki tüm doğal ve açık yeşil alanlarda olduğu gibi; Kültürpark Alanı’nın da yapılaşma odaklı değil, günümüz kentlerinin daha da belirginleşen açık ve yeşil alan ihtiyacı gözetilerek doğa ve toplum yararı öncelikli ele alınması ve kent belleğinde yer etmemiş fonksiyonların (üretici pazarı vb.) alana entegre edilmemesi gerektiğini bir kez daha hatırlatıyoruz." sözleriyle açıklamalarını tamamladı.
İKK sekreteri Aykut Akdemir: Yeşilden yana fakir olan bir kentten bahsediyoruz. Bir daha hatırlatmak istiyoruz. Amacımız koruma amaçlı imar planları yapmaktır. İnsan odaklı imar planları yapmak oldukça önemlidir. Bugün İzmir kentine değer veriyorlarsa beton alanlarını yeşili yok etmeden yapmalılar.
İNCİRALTI’NDA YAPILAN UMUT TACİRLİĞİ VE RANT POLİTİKALARI İLE AKCİĞERLERİMİZ KURUTULAMAZ
TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu olarak; kamuoyuna İnciraltı Bölgesinin imara açılmasına yönelik taleplerin hayata geçirilmesine yönelik ilk işaretlerin verilmekte olduğu süreci hassasiyetle takip ediyoruz.
Bölgenin yıllardır çözümsüz bir leke olarak kaldığı, bölgedeki arazi sahiplerinin mağdur olduğu, bölgede tarımın yapılamaz durumda olduğu, bahçelerin kuruduğu, yeraltı sularının tuzlandığı, seracılığın para kazandırmadığı gibi her türlü gerekçenin oluşturulduğu ve devlet büyüklerinden pankartla yardım istendiği bir süreci geride bırakmanın ardından son olarak, İl Toprak Koruma Kurulu tarafından 23.09.2020 tarihinde alanın yapılaşmaya açılmasının dayanağı olan ve “tarım dışı amaçla kullanılabilir” görüşü veren karar oy çokluğuyla alınmıştır.
TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu olarak bir kez daha ifade ediyoruz;
“Bu Bölge 2006 yılından beri politikacılar tarafından yöre insanına umut tacirliği yapılarak, arazilerinizi imara açacağız sözleri verilerek, oy simsarlığının sonucu olarak bu günlere gelmiştir. Bu bölge son yıllarda arazi sahibi olup ben buraları imara açtırırım diyerek yöre halkını inandıranların yüzünden bugünlere gelmiştir.”
Bilindiği gibi, İnciraltı, Üçkuyular Vapur İskelesinden başlayan ve Bahçelerarası mahallesini de içine alan yaklaşık 7000 dekarlık “yoğun tarımsal faaliyetin yapıldığı” alandır. Bu alandaki tarımsal faaliyetler arasında; narenciye bahçeleri, örtüaltı (sera) tarımı ve çeşitli meyve bahçeleri yer almaktadır. Kentimizin batı gelişme aksında bulunan ve doğal, kültürel ve ekonomik anlamda önemli değerler içeren İnciraltı, kentimizin en önemli açık ve yeşil alan olma özelliğine sahip bölgesi konumundadır. Dolayısıyla adı Koruma Amaçlı olup yapılaşmaya ve betonlaşmaya onay veren plan kararlarının değil; bugün ve gelecekte İnciraltı’nın özelliklerini ve geçmiş ile ilişkisini koruyan ve süreklilik gösteren planlama kararlarının yaşama geçirilmesi önemlidir.
İlk defa 9-12 Kasım 2006 tarihlerinde İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen ve Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi'nde yapılan ''İnciraltı’nın Geleceğini Birlikte Kuralım'' toplantısı ile gündeme taşınmış, ardından 2007 yılında başlayan EXPO-2015 adaylığı sürecinde bölge sağlık turizmi amaçlı planlanmak istenmiştir. Hâlbuki alan özellikle “sağlık” temasının işleneceği Expo 2015 organizasyonunun, insan ve çevre sağlığını gözeten ve bunun gereğini yerine getirebilecek nitelikte bir alan olması gerekirken, İnciraltı’nın aday gösterilmesi temanın kendisiyle ters düşmüştür.
Ardından tüm bu uyarılara rağmen İnciraltı bölgesine ilişkin Turizm Merkezi ilanı sonrası onaylanan, alanın ve çevresinin doğal niteliklerini, tarımsal niteliğini, doğal sit olma özelliğini yok sayan, şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına aykırı olan, kamu yararı içermeyen Toprak Koruma Kurulu Kararı ve çok sayıdaki mekânsal plan Odalarımız tarafından açılan davalar sonucunda iptal edilmiştir. 2012 yılında tamamlanan dava süreciyle de bölgenin tarımsal amaç dışında kullanılamayacağı tescillenmiştir.
2020 yılında geldiğimiz noktada ise yine bölgenin sağlık turizmi amaçlı planlanmak istendiği önce kamuoyuna ısıtılarak getirilmiş, bölgenin çözümsüz ve atıl bir alan olduğu, tarımsal aktivitelerin yapılamadığı, tarımsal özelliğinin yitirildiği, hatta bölgede binlerce yıldır var olan jeotermalin tarımı bitirdiği, kaçak yapılaşmaya açıldığı gibi hiçbir bilimsel temele dayanmayan gerekçeler ile kamuoyu yaratılmaya çalışılmış, bunun içinde kamu kurumlarının görüşleri olduğu öne sürülerek siyasi bir ortam oluşturulmuş ve en sonunda Çevre Şehircilik Bakanlığı tarafından Koruma Amaçlı İmar Planı yapılması amacıyla planlama süreci başlatılmıştır.
Bilinmelidir ki; Koruma Amaçlı İmar Planı ile ortaya getirilen süreç bölgenin tarımsal ve doğal özelliklerinin korunmasına yönelik bir planlama yapılacağı anlamına gelmemektedir.
Bu açıklamaların yapılmasını getiren süreci yürütenlerin asıl amacı; sadece arazilerinden daha fazla para kazanarak rant elde etmek istemeleridir. Ancak bu kişiler isteklerini bilimsel temellere dayandırmalıdır.
Bu bağlamda; Tarım, doğa, planlama, mühendislik bilimi görmezden gelinerek turizm odaklı rant hedefi ile İzmir için eşsiz bir değer olan İnciraltı’nın tahribine izin verilemez. Bir alanın tarım dışına çıkarılması kanunlarda belirtilmiştir. Sadece bölgede alternatif bir alanın olmaması ve kamu yararı olması gerekçeleri ile tarım dışına çıkarılabilir. Yapılan iş ve işlemler yürürlükteki yasalara göre hiçbir şekilde uygunluk göstermemektedir. Bölgede yapılmak istenen Koruma Amaçlı İmar Planı için alternatif alan çalışması yapılmamıştır. Yapıldığı takdirde bölgenin güneyinde bu tür tesislerin varlığı ve genişleyebileceği potansiyel alanlar olduğu görülecektir. Bölge için tarım dışı kullanıma dönük henüz alınmış bir “Kamu Yararı Kararı” yoktur. Buna karşın belli bir kesimin faydalanmasına yönelik turizmin kamu yararı sayılması bölgenin tarihsel geçmişine, bilimsel ve sosyolojik kriterlerine de aykırıdır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında ve Toprak Koruma Kanunda mevcut tarımsal alanların üretim özelliklerini korumak ve iyileştirmek devletin ve kurumlarının sorumluluğu olarak tanımlanmaktadır. 2006 yılından bu yana tarımsal bir alan olan bölgede tarımı etkileyecek uygulamaların yapılmasına izin verenler ve bölgenin toprak özelliklerinin iyileştirilmesi için görevlerini yerine getirmeyenler için de sürecin özel olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Siyasilerden beklenen kendi istekleri doğrultusunda kamu kurum ve kuruluşlarının görüşlerini yorumlamamaları ve halka beyanat verirken de çarpıtmadan sunmalarıdır. Tarım İl Müdürlüğü’nün bölgedeki tarımsal faaliyetler ile yaptığı çalışmalar sürekli olarak kurumun kendi haber ve paylaşımlarında görülmektedir. Marjinal Tarım Arazisi olarak sınıflandırılan bölge uluslararası anlaşmalarla koruma altına alınmış sulak alan olan Doğal Sit Alanıdır. Bu çalışmalar varken “Tarım İl Müdürlüğü’de yarısını Marjinal Tarım Arazisi olarak tanımlamış” gibi hatalı beyanatlar vermek kurumların güvenilirliğini sarsmaktadır. Öte yandan bir talebin İl Toprak Koruma Kurulu tarafından gündeme alınabilmesi için arazinin ya Büyük Ova sınırları içerisinde olması yada Mutlak-Dikili-Özel Ürün Arazisi olması gerekmektedir. Büyük Ova dışındaki Marjinal Tarım Arazileri zaten gündeme alınmadan ilgili bakanlık tarafından doğrudan uygun görüş verilmektedir.
Yeşil alan bakımından sıkıntılı olan İzmir için vazgeçilmez bir yeşil alandır
İnciraltı Türkiye’nin 3. büyük kenti olan ve yeşil alan bakımından sıkıntılı olan İzmir için vazgeçilmez bir yeşil alandır. Alanda yapılacak her müdahale bölgenin bütünsel koruma anlayışından uzaklaşılarak bitişiğinde bulunan İnciraltı Kent Ormanı ve İnciraltı lagünü için bir tehdit oluşturacaktır. Bölgedeki sulak alanlar (lagünler) su dengesini koruyan birer tampon niteliği taşımaktadır. Bu hassas dengenin yapılaşma ile daha çok bozulacağı bir gerçektir. Bu durumda olası baskınlar bölge için ciddi tehdit oluşturacak noktaya gelecektir.
Kültürpark için “Koruma Amaçlı İmar Planı”
Ülkemizin ve İzmir kentinin tarih, ekonomi, kültürel ve sosyal yapısı üzerinde son derece önemli izler bırakan Kültürpark, doğa ile kültürün iç içe geçtiği vazgeçilemez bir kültürel mirastır. 420 000 m2’lik bir alana kurulu olan ve 200 000 m2’lik yeşil alana sahip Kültürpark’ta, 136 türe ait 7724 adet bitki varlığı yer almaktadır. İzmir’in en önemli yeşil alanı olan Kültürpark’ın ekolojik işlevlerinin de ayrıca vurgulanması gerekmektedir. Kültürpark, Dünyamızın son yıllarda karşı karşıya olduğu tehditlerden birisi olan iklim değişikliği ile mücadelemizde Kentimiz için önemli bir doğal yutak durumundadır. Kültürpark; Kent merkezinde kalan bir ‘kent parkı’ olarak , kendi içinde ve yakın çevresinde oluşturduğu mikroklima ile kent iklimi üzerinde olumlu etkilere sahiptir.
KÜLTÜRPARK İZMİR’İN YAŞAM ALANIDIR…
İzmir’in kent merkezinde yer alan doğal ve tarihi sit statüsüne sahip en önemli kent parkı olan Kültürpark’ın,bizden sonra ki nesillere korunarak aktarılması için 2014 yılından bu yana kentimizin meslek odaları olarak ; diğer STK’lar, Platformlar ve İzmir’liler ile birlikte önemli bir mücadele yürütüyoruz…
TMMOB’ a bağlı meslek odalarının ve İl Koordinasyon Kurulumuzun uzun yıllar içerisinde gerçekleştirdiği çalıştaylar ve hazırladığı raporlarda, Kültürpark’a ilişkin bilim ve teknik ışığında tüm değerlendirmelerimiz, karşı olduğumuz planlama ve uygulamalar, Kültürpark’ın geleceğine yönelik beklentilerimiz açık bir şekilde yer almış, ilgili idareler ve kamuoyu ile de paylaşılmıştır.
Sn Tunç Soyer’in İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olarak göreve başladığı çalışma sürecinde; ilgili Meslek Odalarımız ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Bürokratlarından oluşan çalışma gurubu her hangi bir ön koşul olmaksızın çalışmalarına başlamıştır. Bu çalışmalar kapsamında Kültürpark’ın korunabilmesi için en önemli bileşen olan“Koruma Amaçlı İmar Planı”nın hayata geçirilmesi çalışmaları halen yürütülmektedir. Çalışma kapsamında eksik görülen bilimsel veri ve analizlerin tamamlanması konusunda çalışma grubu tarafından ortak karar alınmış ve bugün gelinen aşamada söz konusu çalışmaların tamamlanması beklenmektedir. Bilimsel veri ve çalışmaların tamamlanmasının ardından “ekolojik hassas bir bölge” olan Kültürpark’ın“Koruma Amaçlı İmar Planı”nın yapılması çalışması yine ilgili Meslek Odalarımızın içerisinde yer aldığı bir süreçte yürütülecektir. Kültürpark’a Koruma Amaçlı İmar Planı tamamlanana kadar da hiçbir müdahalede bulunulmamalı, bu süreçte alanın zarar görmeden korunması sağlanmalıdır.
Bunun aksi bir durum Kurulumuzca kabul edilmeyecektir. Bu görüşlerle birlikte 2014 yılında İzmir İl Koordinasyon Kurulu olarak yapmış olduğumuz basın toplantısında dile getirdiğimiz aşağıdaki hassasiyetlerimizin aynı şekilde devam ettiğini ve hassasiyetlerimizin giderilmediği bir çözümün paydaşı olmayacağımızı bir kez daha vurguluyoruz;
Kültürpark’a yapılacak aşırı yüklemeler doğal ve tarihi yapısının çökmesine neden olacağından bu yaklaşımlardan vazgeçilmelidir.
İzmir’in kongre ihtiyacı, daha önceden, Yeni Kent Merkezi olan Bayraklı’da öngörüldüğü şekliyle karşılanmalıdır. Kültürpark içerisinde yeni bir kongre merkezi alternatifinin oluşturulmak istenilmesi İzmir’in planlı gelişiminin önünde engel oluşturacağı bilinmelidir.Kültürpark alanının tarihi süreç içerisinde edinmiş olduğu fuar, yeşil alan, rekreasyon, kültür ve tarihi işlevlerine sadık kalınmalıdır. Ayrıca, kurulduğu günden bu yana gelişen açık hava müzesi niteliği ve dolayısıyla kazandığı eğitim işlevi mutlaka desteklenmelidir.
Kültürpark alanının kültürel değerlerini taşıyan mevcut işlevlerinin sürdürülmesinin devamlılığı sağlanmalıdır.Kültürparkta, kesinlikle yoğunluk artırıcı her türlü müdahaleden kaçınılması gerekmektedir.
Kültürpark’a kapalı otopark haricinde zorunlu durumların dışındaki resmi veya sivil araçların girişi ve belediyelere veya diğer kurumlara ait araçların bu alanı otopark olarak kullanması engellenmelidir. Hatta mümkünse yeraltı otoparkının araç giriş-çıkışları da yaya sirkülasyonunu kesmeyecek şekilde revize edilmelidir.
Kültürpark’ın hassas ekolojik yapısı mutlak korunmalıdır. Kentimizdeki tüm doğal ve açık yeşil alanlarda olduğu gibi; Kültürpark Alanı’nın da yapılaşma odaklı değil, günümüz kentlerinin daha da belirginleşen açık ve yeşil alan ihtiyacı gözetilerek doğa ve toplum yararı öncelikli ele alınması ve kent belleğinde yer etmemiş fonksiyonların (üretici pazarı vb.) alana entegre edilmemesi gerektiğini bir kez daha hatırlatıyoruz." sözleriyle açıklamalarını tamamladı.

















